Search

Emel Abacıoğlu '77

Geçmiş Dönem İLD Başkanı ve İş İnsanı


Hangi dönemde İtalyan Lisesi’nde okudunuz?

1968-1977 döneminde ortaokul da dahil olmak üzere IMI’de okudum. Orta ikinci sınıfta tek dersten sınıfta kaldığım için okulu bir yıl gecikmeyle bitirdim. Bizim zamanımızda öyle sorumlu geçmek falan yoktu. Hatta geçtiğim tüm diğer tüm dersleri de tekrar etmiştim.



İtalyan Lisesi’nde okumayı neden tercih ettiniz?

Açıkçası bu tercih benim değildi. Beşinci sınıftayken bir akşam babam elinde 3-4 test kitabıyla geldi. “Seni üç okulun sınavına yazdırdım, sınavlara kadar bu kitaplardaki testleri çözerek hazırlan” dedi, hepsi bu. Avusturya, Galatasaray ve İtalyan Liseleri’nin sınavlarına girdim. Babamın İtalya ilen olan iş ilişkilerinden dolayı kendisinin yönlendirmesiyle İtalyan Lisesi’ne karar verildi. 50 küsur sene sonra dönüp geriye baktığımda huzurla ve minnetle “iyi ki İtalyan Lisesi” olmuş diyorum.


Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Liseden sonra üniversiteyi kazanmış olmama rağmen maalesef ben üniversiteye gitmedim. Yakın tarihe bakıldığında 70’li yıllardaki öğrenci olaylarının en yoğun yaşandığı üniversitelerin başında gelen Mülkiye için ailem asla Ankara’ya göndermeyeceklerini söylemişlerdi.

Ben de “istediğim okul olmadıktan sonra hiç olmasın” diye çocukça bir inat, hatta saçmalıkla eğitimime devam etmeme kararı alarak 1977 yılı Eylül ayında önce bir bankada, kısa süre sonra bir holdingin ithalat servisinde çalışmaya başladım. İş hayatım devam ederken 1979 yılında evlendim ve 1981 yılında oğlum dünyaya geldiğinde bebeğimi kendim büyütme amacıyla işten ayrıldım. İki yıl geçip de oğlum biraz ele avuca gelince bir şeyler yapmam gerektiğini düşünmeye başladım. Okulu bitirdiğimde rahmetli babam bana “sana bir ofis açalım, bir iki temsilcilik alırsın” teklifini herhalde üniversite konusundaki kırgınlığım nedeniyle reddetmiştim. Bu arada 1981 senesinde babamı da kaybedince babamın o teklifi bana adeta bir vasiyetmiş gibi hissetmeme neden oldu ve bunu denemeye karar verdim. Ama öte yandan bu konuyla ilgili hiçbir deneyim ve sermayem yoktu. Tek sermayem bildiğim İtalyanca, genlerimden gelen girişimci ruh, bir adet portatif daktilo ve karaborsadan eve bağlattığım bir telefon vardı. Öğrencilik yıllarından beri babamın İtalya’ya yaptığı iş seyahatlerinde tercümanlık nedeniyle yaptığım refakatlerden ve babamın bir vida üreticisi olması sebebiyle tel, çelik, tel çekme makinaları, bu konudaki sarf malzemelerine bir miktar aşinalığım vardı. Dönemin en hızlı iletişim aracı olan teleks ihtiyacını Kadıköy Postanesi’ndeki halka açık teleks aboneliği, o zamanlar home-office diye bir kavram olmadığından posta adresi olarak Kızıltoprak Postanesi’nden bir posta kutusu kiralayarak henüz daha şirket kurmadan bir antetli kağıt bastırdım ve soluğu İtalyan Ticaret Odası ve İstanbul Ticaret Odası’nda aldım. Günlerce oradaki potansiyel şirket adreslerini kaydedip döndükten sonra birçok İtalyan firmaya mektuplar gönderdim. Yaklaşık 1 ay sonra olumlu geri dönüşler başladı. Gerekli eliminasyondan sonra potansiyel müşterilere ürünleri tanıtım mektupları göndermeler, ziyaretler, siparişlere dönüşmeye başladıktan sonra 1984 senesinde Kadıköy’de 40 m2 bir ofis kiralayıp bir de şahıs şirketi kurarak 2018’e kadar sürecek profesyonel iş yaşamıma başladım.

34 yıl boyunca non stop İtalya’nın kendi konusunda dünyaca çok önemli çelik üreticilerinden olan ORI MARTIN, STEFANA, ALFA ACCIAI, ABS, ITAS’ın ve bakır tel çekme makinaları konusunda dünyada iki büyükten birisi olan SAMP firmasının Türkiye Temsilciliğini yaptım. Sektör olarak oldukça maskülen bir iş yapmama, çok yoğun yurtiçi ve yurtdışı seyahat gerektirmesine rağmen işimi hep severek yaptım. Türkiye’nin çok önemli sanayi kuruluşlarına ve çok büyük projelerinde tedariklerde bulundum. Bugün üzerinden geçtiğim bir köprüde veya üstünden geçtiğim bir otoyolda benim tedariklerimin de bulunması bana kendimi iyi hissettiriyor. Bugünlerde adından sıkça bahsedilen orduya ait Tank Palet Fabrikası’na bir kadın olarak ve hatta ilk defa yabancıların ziyareti için Genelkurmay’dan izin almayı başarıp gerçekleştirmek ve o firmaya dahi tedarikte bulunmak yine geriye baktığımda 90’lı yıllarda bunu başarmış olmak sanırım İtalyan Lisesi’nin verdiği eğitimdeki aşıladığı özgüvenden olmalı diye düşünmekteyim. 2018 yılında işimi oğluma devredip İtalyan Lisesi’nden sonra yarım bıraktığım konuya yöneldim. Tam 41 yıldan sonra tekrar üniversite sınavına girdim ve 40’lı yaşlardan sonra ilgi duyduğum tarih bölümünü seçip FSM Üniversitesi’ne %50 burslu kaydoldum. Şu anda 3. sınıftayım ve geçen yıl 4 üstünden 3,79 ortalamayla geçerek başarı bursu da kazandım.


İtalyan Lisesi’nin hayatınızdaki yerini nasıl tanımlarsınız?

İtalyan Lisesi’nin benim hayatımdaki yerini anlatmak pek kolay değil. Benim için o kadar çok şey ifade eder ki, bugünkü beni ben yaptığı için hayatımın her döneminde benim o okulda okumamı sağlayan en başta rahmetli babama ve bana kattıkları için tüm öğretmenlerimize şükranlarımı sunuyorum. Ben okulu bitirdikten sonra da okulla bağlarımı hiç koparmadım. 1986’da kurulan derneğimizin ilk üyelerindenim. Okulum sayesinde öğrendiğim İtalyanca nedeniyle hayat yolunda bir yerlere gelebildiysem, bu avantajın olanaklarından yararlandıysam, hayattaki duruşumda bana aşıladığı özgüven, o yıllardaki arkadaşlıkların yıllar içinde dostluklara dönüşmesini sağladığı için bir zaman sonra benim de bu okul için bir şeyler yapmam gerek diyerek 2000’li yılların başında derneğimizin yönetiminde çalışmalara başladım. Bir dönem sekreterlik, bir dönem de başkanlık görevlerinde bulundum. Hepimizin içinde bizim de bir lokalimiz olsun hayalini o dönemde CASA NOSTRA’yı adeta elbirliğiyle imece usulüyle yoktan var ederek açmıştık. Kısa ömürlü de olsa o çatı altında güzel anlar yaşayıp, güzel anılar biriktirdik.

Bugün aradan 40 küsur sene geçmiş olmasına rağmen hem 76, hem de 77 mezunu arkadaşlarımla bağlarımı hiç koparmadım. Hatta 2002 yılında mezuniyetimizin 25. yılını kutlamak için her iki sınıfta 1 sene okumuş olsa bile tüm arkadaşlarıma o dönemki az imkanlarla Kanada’dakinden, İtalya’dakine, Rusya’dakinden İsviçre’dekine kadar ulaşarak 130 kişilik büyük katılımlı bir gece düzenlemiş ve hayatta olan hocalarımızla bir araya gelmiştik. Daha sonraki yıllarda bu dönemsel toplantıları gelenekselleştirerek 30-35-40. yıl mezuniyet yıllarımızın kutlama organizasyonlarını gerçekleştirdim. En son olarak da 17 Mart 2018’de IMI’ye girişimizin 50. yılı münasebetiyle büyük bir katılımla bir araya geldik. İnşallah şu pandemiden bir an önce kurtuluruz da 2022’de 45. mezuniyet yılımızı da kutlayabiliriz.


Bir okuldaşımız size ne için ve nasıl ulaşabilir?

Dileyen okuldaşlarımız bana emelabacioglu@yahoo.com adresinden her konuda diledikleri zaman ulaşabilirler.