Search

Elif Tanca '91

Yüksek Mimar & Yarış Takımı Koordinatörü



Hangi dönemde İtalyan Lisesi’nde okudunuz?

Milattan önce… diyerek başlasam? :)

O müthiş öğrencilik yıllarım 1983-1987 arasında İtalyan Kız Ortaokulu’nda, 1987-1991 arasında İtalyan Lisesi’nde geçti.


İtalyan Lisesi’nde okumayı neden tercih ettiniz?

Benim İtalyan kültürü ile büyümemi isteyen, her ikisi de kendi yönlerinden İtalya hayranı olan opera sanatçısı bir anne ile bir dönem Vigevano’da yaşamış ve eğitim almış, meslek yaşantısında İtalya ile bağları hep çok sıkı olmuş bir babanın ortak kararı idi. Aynı durum ve aynı yollar kardeşim Pelin için de geçerli oldu. Bizimkiler hedeflerini 12’den tutturdular diyebilirim, çünkü her ikimiz için de İtalya ikinci vatandır.



Kendinizden bahseder misiniz?

1991’de IMI’den mezun olduktan sonra Politecnico di Torino’da mimarlık okudum. Bir hayli zor olan bu okul, biraz da benim keyfimin fazlaca yerinde olması sebebi ile 10 senede bitti. Çok idealist olarak başlamış ve tıp okur gibi okumuş olmama rağmen mezuniyetten sonra mesleğimi sadece 3 sene yaptım. Sebebi en önemli ‘altın bilezik’ olarak gördüğüm İtalyancamdır.


Hayır diyemediğim tekliflerden ilki Benetton Türkiye’den geldi ve 4 buçuk yıl boyunca 012 markasının yöneticisi olarak çalıştım. Ardından İtalyan Ticaret Odası’nda yöneticilik yaptım ve ülkelerimiz arasında ticaretin gelişmesi hedefi ile Milano, Monza, Torino, Modena ve Trieste Ticaret Odaları’nı temsil ettim. Ardından 2010 senesinde, 38 yaşımda ilk kez anne olunca çocuğumu kendim ve çift ana dil ile büyütmek istedim ve kariyerime bir süre, Can okula başlayana kadar ara verdim. Çalışma hayatına yaratıcılığımı kullanma isteğimin bir sonucu olarak ortağım ile beraber kurduğumuz Keçegen markası ile ufak ufak, hobiden hallice bir iş ile döndüm.

Bu sırada babam Lem’i Tanca’dan gelenyarışçı genleri kıpırdanıyordu ve aynı zamanda sınıf arkadaşım olan Burak Büyükpınar’ın Transanatolia’sına katılmak istedim. Sponsor bulamayınca da ‘Tamam o halde, gönüllüyüm! İş ver bana, organizasyonda çalışayım!’ dedim ve bu serüvenlere daldım. Bu dönemde karşılaştığım ve halen patronum olan İbrahim Okyay meğerse yarış takımı için şu tanımda bir Takım Koordinatörü arıyormuş: Motor sporlarını sevecek, İtalyanca ve mümkünse başka yabancı diller bilecek, iletişimi ve organizasyon kabiliyeti iyi olacak, seyahat etmeyi sevecek. Bu benden başkası olamazdı! O gün bugündür büyük sevgi ile bu görevi yerine getiriyorum. Ne derler? Sevdiğin işi yap, bir gün bile çalışma! Kariyerimin tüm adımlarımın ortak özelliği İtalya ile olan sıkı bağları ve bana yılda birkaç kere en sevdiğim çizmeye kavuşma imkanı sağlamış olmaları.

İtalyan Lisesi’nin hayatınızdaki yerini nasıl tanımlarsınız?

Hayatımın tam göbeği demek istiyorum. Az uygulamış olsam da mesleğimi seviyorum ve temelleri de İtalyan Lisesi’nin sıralarında atıldı. Okulumuzun verdiği eğitim ve kültür son derece kıymetli bence. Hemen bir örnek: Bir Türk olarak Alpino’ların şarkılarını ezbere söylemem karşısında (Teşekkürler Elisabetta di Stefano!) şok geçiren İtalyan arkadaşlarım… Yüzlerindeki ifadeyi unutamam! Era una noootteee cheeee pioveeevaaaa!... Allah’tan ses kaydı yapılmıyor bu gönderi için, okuyanlar şanslı! :) Şaka bir yana bu okulun öğrencisi olmuş olmanın kıymetini yıllar geçtikçe daha iyi anlıyor insan. Şarap gibi… Söylemeden geçmeyeyim: Beraber büyüdüğüm, halen beraber büyümeye devam ettiğim, kardeşim olmuş can dostlarım için de okuluma şükrediyorum! Bkz. foto! Öpüldüler kendileri…


Bir okuldaşınız size ne için ve nasıl ulaşabilir?

Motor sporlarına ilgi duyan, kariyer ya da hobi olarak bu dünyanın içinde olmak isteyen okuldaşlarım bana Instagram’dan dm ile ulaşabilirler. 30 yıllık takımımızın deneyimlerini verdiğimiz sürüş eğitimleri ile aktarmak da işimizin önemli bir kısmı olduğundan, direksiyonda kendini geliştirmek isteyen herkes için aynı şey geçerli.